Roman

ÇİLE TARLALARI

– Süleyman dayı! Süleyman dayııı! Süley…diye avluda bağıran çocuğun sesi ihtiyar adamın haneyden kafasını uzatmasıyla  cümlesini bitiremeden kesildi.Adam avaz avaz bağıran çocuğa az bir sertce

– Ne var len Memet ne diye bağırıp duruyon?

– Süleyman dayı Koca muhtar amca seni çağırıyo.

– Netcekmiş len  akşam akşam beni ?

– Ne bileyim  ben dayı haber ver  de buraya   gelsin dedi.

– Nere gidecekmişim, orası neresiymiş?

Okumaya devam →
Roman

KUMARCI

Zemherideyiz.Sıcak yatağımdan cep telefonunun acı çalmasına uyandım.Uyku sersemi el yordamı telefonun sesine gitmeye çalışırken duvardaki saatte henüz gecenin üçü olduğunu görünce kızmam endişeye dönüştü.Bu saatte… İçimden  inşallah kötü bir durum yoktur diye dua ettim.Ekranındaki  kayıtsız telefon  numarası  endişemi daha da  arttırdı.

_ Alo, buyrun dedim. Yarı hiddet yarı endişeyle.

_ Oğuz bey özür dilerim bu saatte aradığım için derken adamın konuşmasının  arasına girip

_ Pardon çıkaramadım. Siz kimsiniz?

Okumaya devam →

Roman

SİLAHŞÖR

—Hadi gız, bak bu son. Az daha sık dişini. Ikın, başı gözüktü. Çıktı çıkacak.
—Aaaaaa!
—A desen çıkıyor, az daha ıkın. Gara gapgara! Amanın hem de saçlı başlı çıkıyor.
Çıkıyor, çıkıyor, tamam oldu bu iş… Aney tamamdır.
Odada ebe Goca Arap garısının hayret içeren sözleri ile kan ter içinde kalmış, menopozun ilk
basamağını çoktan geçmiş, onu tanımayan birisine sorsan bakar bakmaz altmışına merdiven
dayamış deyivereceği anam Bohçacı Güllü’nün acı dolu çığlıkları odaya sığmayıp mahalleye
taşıyordu. Okumaya devam →

Roman

SALA

ÖNSÖZ

Yaşamın getirdikleri bizler için bu kadar ağırken, anlamlandıramadığı bir hayatı bilinçsizce yaşamak zorunda olanlar için ne kadar zor olacağını düşünüp, empati yapan var mı? Oysa ki onlar her yerde. Katıksız, kuralsız, içgüdüsel, alenen yaşıyorlar. Yaşıyorlar da acaba nasıl?
Bu, tamamı zihinsel engelli bir ailenin kimsesiz çocuğu Necip’in romanı. Bozkırda, dağda, bayırda değil, çölde açan bir kardelen. Yaşamın tüm engellerini tek başına, hiçbir dış yardım almadan nasıl aşabildiğinin anlatımı.
İtilen, kakılan hor görülen birisinin zirve yürüyüşü. Yapayalnız bir insanın azmi, çalışması, dik durması ile tek başına neleri başarabileceğinin romanı.
Necip’i ben çok sevdim. Sizin de seveceğinizden eminim. Yaşam serüveninde, Necip’in çok iyi hayali bir yol arkadaşı olacağını düşünüyorum.

İnsanın iç hesaplaşması biter mi hiç! Geçmişiyle hesaplaşır, geçmişine etki edip geleceğini şekillendirenlerle hesaplaşır; hayatla, yaşamla, yaşananlarla, yaşanamayanlarla, hatta bazen Yaradan’la hesaplaşır içinde. En çok da kendisiyle hesaplaşır… Gün gelir içi dolar taşar, tüm hesaplaşmalar düşünceden eyleme geçer.

Kahramanımızın sıradışı olaylarla dolu hikayesini okurken bakalım siz de hesaplaşacak mısınız kendinizle!

….Kalorifer peteğinin önünde büzülmüş, cımbızla geçmişimi deşiyorum. Minnacık bile olsa mutluluk kırıntısı arıyorum. Ne mümkün! Zerresi yok.

Ne hayat ama!

Beynimin, bilinçaltımın en karanlık gün görmeyen dehlizlerinde ne çok acı, yaşanmışlık biriktirmişim. Bu sarmalı kırmalı, eziklerin en eziği olmaktan kurtulmalıyım. Güçlenmeliyim. Oyunu kuralıyla oynamalı, hatta kuralları ben koymalıyım.

Kral olmalıyım; çıplak gezsem bile kral çıplak diyememeliler. İnsanlar yanığıma, yaralarıma bakmamalı, bakamamalı. Geçmişimle yüzleşmeliyim. Yaşamın zehirli çorbasında tuzu olanları… And içiyorum, cehennemin dibinde olsanız, hepinizi bulacağım. Adalet olup, hak edene hak ettiğini fütursuzca dağıtacağım. Sizi ibret-i alemlik yapacağım.

Ateşi dürtmek için kullandığım sopa ile ateşe vurunca bir tutam küllenmiş kağıt daha kıvılcım saçarak havalandı. Keyiflendim.

SALA TÜM KİTABEVLERİNDE…

Okumaya devam →
Öykü

KAÇIŞ

Taburdan firar edeli çok geçmeden tepeyi kestirmeden aşmayı başarmıştım. Dikine
koşmaktan ve adrenalin yoğunluğundan nefesim kesilmişti. Bayır aşağı koşarken ne kadar
nefesimi düzeltmeye çalışsam da hala nefes almakta zorlanıyordum.Korku algı aralıklarımı
açmış,panik karar alma mekanizmamı hızlandırmıştı.Hemen karşı bayırın yamacındaki
diğerlerine göre büyükce duran çalılık dikkatimi çekti. O tarafa giden patikanın şeklini kafama
kazıyarak patikaya en uygun girişi planlayıp o tarafa yöneldim. Engimden indiğim hızla yolu
geçip bayıra sarınca bastığım taşın ters dönmesi ile geriye doğru savrulmaktan son anda
koymuş olduğum elim ile geriye yuvarlanmayı önlemiş olsam da yüzü koyun yere yapışıp
seksen doksan santim geriye kaydım. Koşmaktan ve yüksek adrenalinden kesilmiş olan
nefesimi dinlendirmeyi istesem de yere ilk koyduğum elimin sızlaması kendime getirdi.
Geriye dönüp oturup elime baktığımda taşların elimin üst derisini kaldırdığını ve toprağa
bulanan elimden kan tomurcuklarının dışarıya çıkmaya çalıştığını gördüm. Elimi göğsüme
doğru silip yüz hizama getirip üfleyerek yanan sızının ve toprak parçalarının avuç içimden
gitmesini uğraştım.


Okumaya devam →

Öykü

UYDU TOSLAŞMASI

Hay böyle saate de saatin alarmına da… Kafamı yastıktan kaldırmaya çalışsam da yatak yapışkan otu olup, sarıp sarmalamış bırakmıyor. Kapalı radyoymuşum da şimdi kapalıdan, açığa getirilmişim. Afrika’nın tüm kabileleri kafamın içine toplanmış birbirleriyle yarışırcasına en kötü ezgileri çalıp, başımı çatlatırcasına tepiniyorlar. Başım çatılıyor. Parmağımı kıpırdatacak dermanım yok. Kendimi o kadar kötü hissediyorum ki; sormayın. Kurulmuş saat, halden anlar mı? Kalk diye alarm kendini yırtmakta diretiyor. Değil kalkmak, başımın içerisinde fırtınalar koparan alarmın sesini kesmek için ertele düğmesine basmaya güç bulamıyorum. Bu ne kadar devam etti bilemiyorum; birden içimden kopan bir öfke fırtınası beni komidinin üzerinde kendini yırtan saate savurdu. Değil alarmı kapatmak saati kablolarıyla beraber çekip diğer taraftaki duvara fırlattım. Tam bir ege şivesi ile dilime gelen tüm küfürleri saatin arkasından katıksız yolladım.

Okumaya devam →

Öykü

SIĞIRCIKLAR

2011 Libya nın son devlet başkanı Kaddafi’nin ölümünden tam bir düzine yıl geçmiş
olmasına rağmen; savaşan iki taraf ne birbirine üstünlüğünü kabul ettirebilmişler ne de
çatışmalardan harap olan ülkede barış sağlanabilmişti.Ülke başsızlığa düşmeye görsün
iktidarın o muhteşem gücünün cazibesi en antimilitarist insanları bile cezbeder. Bundan gayri
o gücü ele geçirebilmek için her yol mübahtır. Amaca ulaşmak için ne yapılması gerekirse
hunharca yapılır. Acımasızca,gaddarca. İnsan hayatını hice sayarak. Ülke açlıktan, susuzluktan can çekişirken gencecik insanların bedenlerini ekmek ,kanını su diye ortalığa saçarlar.

Okumaya devam →
Öykü

ÇİLEHANE

Karanlık.Karanlık.Koca zifiri kapkaranlık.Allahım bu nasıl bir işkence.Sanki ana rahmine geri
dönmüştü, ama bu sefer bilinci yerindeydi. Otuz üç yaşında kendini bulmaya
çalışırken,tökezlemiş yaşamdan kopup tekrardan rahmin içine girivermişti.Hemde öyle
dokuz ay falan değil tahminen iki yada üç gün anca olmuştur ama karanlık kendisinden
herşeyini almıştı. Artık düşünemiyor,durduğu yerde duramıyor hatta nefessiz kalmış ,soluk
bile alamıyordu.

Okumaya devam →

Öykü

KILÇIK SABRİ

2.Ağır ceza hakimi Erdem Saltık önündeki dosyadan kafasını kaldırmış iki jandarmanın
arasında sanık bölümünde süklüm püklüm duran Sabri Bağcık adındaki zanlıyı inceliyordu.
Tecrübeli kart hakim bugüne kadar nice davalara bakmıştı. Arkadaşları ile konuşmasında
artık hiçbirşey beni şaşırtmıyor,yalanı dolanı,şaşırtma amacını ; kısaca lep demeden
leblebiyi hemen anlayabiliyorum diye övünürdü. Yeterki adamın bir dosyasına ,geçmişine
bakayım yeter derdi.
Okumaya devam →

Öykü

YUMURTAŞ

“Len Hasan bu taş nasıl patlayacak yumurta gibi?” diye sordu. Hasan:

“Ne bileyim ben abi ya. Zaten kime ne zararı varsa, burada kendi kendine durup duru işte” dedi.

Kamyonetten ölçüm cihazlarını, alet edevatları indiren Yavuz:

“Abi burası tam tünelin çıkışına denk geliyormuş bundan dolayı tepe tıraşlanacak ilerde heyelan falan olmasın diye” dedi. Kamyonete Yavuz’a doğru dönen Levent Ustabaşı:

“Eksik olma ya Yavuz, bilmiyorduk sayende öğrenmiş olduk” dedi imalı imalı. Hasan:

“Dünkü bok cin olmadan adam çarpmaya başlamış, sanki biz bilmiyoz neden patlatacağımızı gel len madem çok biliyon bi gösterive bakem dinamiti neresine sokcez bu daşın” diye Yavuz’a bir göz attı.

Okumaya devam →