“İçeride kimler var?”
“Bilmiyorum Başkomiserim. Bakanlıktan veya genel müdürlükten olabilirler.”
“İyi de kızım, sana bir şey demediler mi?”
“Yok Başkomiserim. Aniden geldiler. Müdür Bey kapıda karşıladı. İçeriye giriş o giriş. Müdür Bey’in içeriye kimseyi almamam ve telefon bağlamamam konusunda kesin emri var” dedi.
Sekreterden ümidini kesen başkomiser, kapıda yunan heykelleri gibi durup, boş koridoru radar gözleri ile tarayan koruma polisine döndü. Polis çaktırmadan kendilerini dinliyor olmalıydı ki sorusunu sormadan cevabı hareketlerinden hazırdı. Başkomiser yine de:
“Evladım sen de mi bilmiyorsun?” diye sorunca polis: “Bilmiyorum” deyip kaşını kaldırdı; eliyle de “yok” dercesine bir hareket yaparak, sanki olumsuzluğun bütün işaretlerini bedeninde tamamlamış oldu.
Okumaya devam →